Tanımalama olarak ele aldığımızda Faşizm nedir şöyle bir bakalım: Faşizm sözcüğü, [[İtalyanca]] fasces sözcüğünden gelir. Fasces, Roma İmparatorluğu döneminde, imparatorun muhafızlarının taşımakta oldukları sopa ya da kamçı demetine verilen addı. İmparatorun buyruğundan sonra, bu demetin yere vurulmasıyla bu buyruk yasallaşmış olurdu. Bu fasces, aynı zamanda imparatorluğun bütünlük ve gücünü de temsil ederdi.Genellikle sağcı otoriter tek parti rejimlerine verilen ad olmakla birlikte, özelde iki dünya savaşı arasındaki dönemde Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.İtalya’da sağcı otoriter rejimin adıdır. Faşizm, ciddi olarak ilk defa İtalya Cumhuriyeti ya da kısaca İtalya (İtalyanca:Repubblica Italiana) da yaşanmıştır. Benito Mussolini (d. 29 Temmuz 1883, Forli, İtalya - ö. 28 Nisan 1945), II. Dünya Savaşı sırasında İtalya'nın faşist başbakanıdır. Hitler ile birlikte Faşizmin en önemli uygulayıcılarındandır. Üniversite eğitiminin ardından öğretmenlik yaparak çalışmaya başladı. 1902'de zorunlu askerlik görevinden kaçmak için İsviçre'ye gitti. 1904'te İtalya'ya geri döndü ve İtalyan Sosyalist Partisi'ne katıldı ve partinin yayın organı olan avanti gazetesinde çalıştı. Faşizmde, ülkeyi yöneten kadro, ülkenin tek hakimidir. Alınan kararlar, yapılan uygulamalar tamamen bu kesimin iradesiyle gerçekleşir. Söz konusu kadro sadece kendi sahip olduğu ideolojiyi hakim kılmaya çalışır. Bu nedenle halkın, yönetim üstündeki eleştirileri, tavsiyeleri dikkate alınmaz. Halka empoze edilmek istenen ideolojiye ters düşen fikir ve düşünceler baskıcı yöntemler kullanılarak susturulmaya çalışılır. Halkın oluşturabileceği kurumlar ve yapabileceği faaliyetler sadece bu yönetim tarafından şekillendirilir. Kısacası faşizmde her birey, yönetimin oluşturduğu resmi ideolojiye hizmetle yükümlü olan bir araç haline getirilir.Faşizm ile ilgili daha farklı tanımlamalarda mümkündür,ırkçılık söylemleride bunların en başında gelenidir.Lider ilkesi: Bu ilkeye göre toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsayan bir tek ideoloji bağlayıcı olarak ilan edilir. Gerek devlet gerekse de yönetim dünya görüşüne göre ve lider ilkesine göre örgütlenir ve belirlenir. Aynı şekilde işletmelerde de patron ve işçi arasında işletme yöneticisinin iktidarına dayalı bir ilişki kabul edilir. Milliyetçilik: 19. yüzyıl boyunca yükselen milliyetçilik 20. yüzyılda çeşitli ve aşırı boyutlara varmıştı. Antisemitizm ve Irkçılık: Bu konuda Alman nazizminin halka yönelik terörü birçok başka ülkeye göre oldukça ön plandadır. Hukukun işlevselleştirilmesi. Rejim karşıtlarının ve aşağı görülen halk gruplarının idam edilmeleri ve/veya öldürülmelerinin haklı görülmesi ve bir devlet politikası olarak yürütülmesi. Bir ulusa, kültüre ya da “ırka” üye insanların toplumun geri kalanı üzerinde üstün oldukları iddiası. Bu yaklaşım aynı zamanda lider ilkesinde de ifadesini bulur. Belli bir kişi diğer herkesten ve topluluktan daha isabetli kararları alabilir durumdadır. Otoriter iktidar biçimleri ve sıklıkla totaliter bir sistem. Totalitarizm Alman ve İtalyan faşizmlerinde ön plandayken, Avusturya Faşizmi ve Francocu İspanya’da vurgulu değildir. Din karşıtlığı ve Anti-klerikal yapı: Faşist ideoloji dünyevi ve yönetsel bir ideoloji olduğunu, ve manevi olanın, dünyevi olandan kesin olarak ayrılması gerektiğini ileri sürer. Bu yönüyle, her türlü dini ve dini kurumun dünyevi işlere karıştırılmasını reddeder. Dinlerin ve kilisenin varlığını, sadece dini vecibelerini yerine getirmek isteyen kişiler tarafından kullanması yönüyle kabul ederler, ancak kilisenin siyasi-yönetsel erk halinde görülmesinin tamamen karşısındadırlar. Bu yüzden gerek Faşist İtalya'da, gerekse de Nazi Almanyasında çok sayıda kilise tahrip edilmiş, din adamları kasıtlı olarak öldürülmüşlerdir. Aslında faşizmin tanımı oldukçada izafidir.Başka bir ifadede " Faşizm,kapitalist sitemlerin yumruğudur " denir.Günümüzde ise olay şahsımca kabuk değiştirmiş veya reel yapısını ortaya çıkartmaya başlamıştır.İsrail bunun en belirgin örneğidir.kendi ülkemiz üzerinde oynanan oyunları,dün ideolojik,bugün terör olarak baktığımız hiç bitmeyen nusibetleri düşündüğümüzde faşizmin kimliği daha belirgin olarak çıkıveriyor ortaya.Bugün ülkemizde eli kanlı terör örgütünün nasıl beslenip,hayat bulduğunu anlamak için marsa keşif yapmak gerekmiyor tabii olarak.Bölücü örgütün ülkemizde kimin taşeronu olduğunu artık aklı selim insanlar kolayca anlayabiliyor. Hafızaları biraz yoklarsak İsrail'in 1949 tarihinden itibaren aldığı mesafe,orta doğuda kapitalist güçlerin yıllar önce neleri hedeflediğinide kolayca ortaya çıkartıyor.Bazı düşünürler günümüzde : " Faşizmin ve komünizmin günümüzdeki fikri dayanaklarının en önemlisi Darwinizm'dir ve Darwinizmin kanlı bir ideolosidir " demektedir.pkk terör örgütüne baktığımızda temel felsefelerinin sosyalizm olduğunu körler ve sağırlar dahi bilmektedir.Yüzeysel olarak bakıldığında sosyalist düşünce ile faşist düşüncenin ortak paydalarının olması dahi söz konusu edilemez.Ama ABD emperyalizminin ve onun orta doğudaki şımarık çocuğu Faşist İsrail'in emir uşağı,terör taşoreni ile münasebetlerinin adı,açıklaması nedir acaba ? yada pkk nedir ? Markist düşünce sahiplerinin buna izahatı nasıldır ? bir zamanlar 20 üstündeki franksiyonal ayrımlar olduğu gibi farklı Marksizmler mi vardır ? daha net bir soru doğru kaç tanedir ? 12 Eylül öncesi sağ-sol denildi sayısız insanlarımız birbirlerini öldürdü,ortalama 30 yılı aşkın bir zamandırda terör örgütü dağlarda,bırakın dağları artık kentlerde ve hatta TBMM'de kendini göstermekte ve kan dökmektedir.Üstelik ayrımsız,kundaktaki çocuğa dahi silah sıkabilmektedir,tıpkı İsrail'in Filistin,Gazze ve Batı şeriada yaptığı gibi. Dünya ölçeklerine bakıldığında Akdeniz'e hakim olmak çok önemlidir.Osmanlı'dan sonra bu hakimiyet söz konusu olmamış ve günümüzde emperyalist sistemin en önemli baş hedefi budur.Biraz daha alanı daraltırsak Mezopotmya havzası ele geçirilmesi,kontrol edilmesi gereken bir bölgedir ve bütün kavga Afganistan,Irak,İran,Filistin,Pkk vb gibi olanca savaş bunun içindir ve görünen oki bu kavga bitecek cinstende değildir. Dünyadaki ticaretin en önemlilerinden biride silah ticaretidir.Üretilen silahların,savaş araçlarının satılması lazımdır ve bunun içinde kavga,savaş olmalıdır.Bunun yanında ticaret materyali olan sayısız mallar,çorabından başa sarlan bandanaya kadar.İşte bu ticaretten kimler nemalanıyor iyi görmek lazım. İşte bütün bunları derken,yaşarken asıl bilinmesi gerekenlerden de ne kadar uzağa düştüğümüzü çok iyi anlamak ve görebilmek lazımdır.Çünkü sistem insanlara sadece " ölme,çalış,tüket,düşüneme " gibi düşünceleri kanıksatmıştır.Bugün günümüz insanının en önemli yaşama asılma ilkesi maddi temellere ve tüketime dayandırılmıştır.Daha dün yaşadığımız köylerimizde tarım ile uğraşırken kendimize bakabilme yetisi çok daha güçlü idi.Kentlere kayan yaşam acaba insani kavramlardan aldı mı yoksa götürdü mü ? Bugün gelişmiş ülkelelere bakıldığından tarım asla ardıl olmamıştır hatta çiftcilik oldukça ön plandadır.Avrupa'nın göbeğindeki Hollanda tarımda örnek seçilmiştir.Yani sanayide var tarımda.Ya bizde ? yediğimiz buğday,kurufasulye bile ithalidir.Peki sanayimiz buna karşılık nerededir ? yani hem tarım olarak bittik,hemde sanayii olarak ne ülke nede dünya ticaretinde varız. Bu çöküş ulusal veya insani kimlik olarakta çökmüştür.Bizi biz yapan temel değerler tükenmiştir.Dünyaya ders verebileceğimiz sevgi saygı erezyona uğramış yerini,hoppalıklar almıştır,ahlaki değerler sııfıra düşmüştür.Milli ve manevi değerlerimiz ise popilizme daha açıkcası kapitalist uygulamaların yaptırımlarına yenik düşmüştür.Onun için gelecek adına çocuklarımıza kendi değerlerimizi ve sömürüye dayalı bir sistem olan kapitalizmi,emperyalizmi ve onun faşizm gibi veled-i zina sistemlerini yani insanlığın düşmanını iyi öğretelim...
Sitelerimizde aynı haberler gırla giderken dünya gerçeğini gözler önün eseren bu yazı es geçiliyor.Bizler bu kadarız ne yazıkki !
Kutlarım Uğur bey,olayların sosyal ve kültürel yapısına yaklaşımız iz bırakıcı,yapıcı ve öğretici.