Görelem.Net - Geleceğe borcumuz var..
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Ziyaretçi Defteri

Son Dakika:

  Görele Tarihi    Haftanın Şiiri  


HABER ARA


Gelişmiş Arama

Gökyüzü Tavernası

Okunma  Yazar : Fatih Kırtorun
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 278
Tarih  Tarih : 26 Aralık 2009, 03:19

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

GÖKYÜZÜ TAVERNASI
 "Sahi seviyor musun beni, ? "  diye sorunca bocalamıştı birden. Daha önce bu soruyu hiç sormadığını ilk kez o anda kavramıştı. Ne tuhaf, diye düşünmüştü. Sevmekten bahsederken insan bu kadar umutsuz olur muydu hiç? O sırada meşe ağaçlarının altına tezgâhını açmış simitçi avazı çıktığı kadar bağırmış karşılarındaki bankta uyuklayan yaşlı adamı düşünden uyandırıvermişti. Yaşlı adam bir kedi mahmurluğunda gerinip usulca kalkmıştı banktan. Sonra kaybolup gitmişti sessizlikte. Simitçi de derin bir yalnızlığa gömülmüştü kimsesiz parkta. Karşıya geçelim mi, diye cevap olmazdı elbette. Bir duraksamadan sonra kalkıp karşıdaki banka yerleşmişlerdi. Güneşin kızarttığı yanaklarında gölgenin buz gibi tadı kokuyordu şimdi. İlk sorudan sonra ilk kez göz göze geldiklerinde ikisi de tatlı bir sessizlik içinde birbirlerinin sözcüklerini bekliyorlardı. Bankın paslanmış vidaları fısıldıyordu kulaklarında. Sözcükler yalnızca sessizlik enikonu bunalttığında çıkıyordu ağızlarından. Seni sevmesem okulumu bırakıp gelmezdim buraya, dedi. Yine bir sessizlik fırtınası koptu. Hemen sonrasında bu sefer yapraklar hışırdadı, uzaklardan bir ses duyuldu, ayakkabıların bağcıkları gıcırdadı. Bu söze hangi sözcükle karşılık verilebilirdi ki? Hiç bu kadar zorlanmamıştı. Keşke hiç sormasaydım böyle bir soru, diye geçirdi aklından. Sonra pişman oldu. Tekrar düşündü. Bir şey bulamadı. Boş vereyim, dedi, o da olmadı. Ayakkabısından inip bankın arkasına koşturan karıncayı yakaladı gözleri. Fark edilemeyecek kadar hareket edip karıncayı takip etti. Simit parçacığını kapmıştı. Epey ağırdı taşıdığı yük. Altında ezilmiyor muydu acaba? Bir yardım eden de yoktu. Yalnız başına ilerliyordu. Biraz önce gömleğinin üzerinde bulmuş olmalıydı bu parçayı. Hemen sırtlayıp evin yolunu tutmuştu. İyi iş çıkarmıştı doğrusu. Karınca, yuvasına zor bela soktuğu simit parçasıyla kaybolunca irkildi. Oturduğu bankı yadırgadı. Kalkacak oldu, o anda tanıdığı bir parfüm kokusu duydu. Biraz olsun ferahlayıp arkasına yaslandı. Ne kadar da sevinmiştim geldiğinde. Ne yapacağımı şaşırmıştım dedi. Bunları söylerken içinde bir ilkbahar canlanmıştı. Yemyeşil, taptaze ve bulanık… Dudaklarında beliren gülümsemeyi öte yana çevirip attı. Bu hareketi de fark edilmeyecek kadar belirsizdi. Karıncadan haber almak istedi, olmadı. Ceketinin yakasını yokladı, yaka düzgündü. Boğazı karıncalandı. İki kere öksürdü. Yutkundu ve bir cevap beklediğini belli edercesine başını sevinçle o yana çevirdi. O günü hatırlıyorum, dedi. Ağlayacak gibi olmuştun, ağlarsın diye çok korkmuştum; çünkü sen ağlasaydın ben kendimi hiç tutamazdım, dedi. Neden sonra ikisi de arkasına yaslanıp ilk kez yüzlerindeki kederli maskeyi çıkardılar. Biraz gülecek gibi de oldular, yapamadılar. Onları tutan bir güç vardı. Evrenin bilinmeyen bir yerinde biriken bu güç onları sanki yanı başlarındaymışçasına etkiliyordu. Aşkın gücünden daha kuvvetli ne olabilirdi ki? Bu zamanın gücü olabilir miydi? Buna cevap aramak yersizdi. İkisi de aynı şeyi düşünmüşlerdi. Ne tuhaftı aslında yaşadıkları; ama tüm bu düşünceler için zaman hiç mi hiç yoktu. Seni sevemediğime karar verdiğim zaman bana kızdın mı peki, diye sorunca bu sorudan o kadar pişman oldu ki oracıkta ölse daha iyiydi. Bir yandan da bu sorunun cevabını beklemiyor değildi. Ne de olsa bir erkeği seven kadın sevilmediğini anlayınca hala sevmeye devam ediyor mu yoksa etmiyor mu bunu öğrenebilecekti. Öyleyse pişman olması yersizdi. Böyle düşünmüştü. Belki de böyle düşünmesi gerekiyordu. İçinden kahkahalar attı. İkisi de. - Sana bunun için hiç kızmadım, dedi. - Peki, niçin bana mektup yazmadın daha? - Yazdım, her hafta yazdım. İçlerinden gülümseyip duraksadıkları aşikârdı. - O itirafımdan sonra bana hiçbir mektubun gelmedi. - Nasıl olur, iki ay boyunca her hafta mektup gönderdim sana. - Hiç birinden haberim yok, dedi. İkisi de bu olağandışı olay için büyük bir şaşkınlığa düşmemişti. Kadın, mektupların nasıl olup da alıcısına ulaşmadığını düşünmedi. Erkek ise o mektuplarda ne yazdığını pek de merak etmemişti. Kargalar ötüşmeye başlayınca dinleyecek bir şeyleri olmuştu en sonunda. Sessizlik yerini müziğe bırakıyordu. Yerlerinden kalkıp yürümeye koyulduklarında güneş sönmüş, yosun kokan bulutların griliği belirginleşmişti. Kim olsa yağmurun geleceğini düşünür koşmaya başlardı. Onlarsa koşmayı bırakın adımlarını daha da yavaşlatmışlardı. Denizin uysal dalgaları hiç de gerçekçi değildi o gün. Güvenilmemesi gereken tek şey denizin dalgalarıydı bu şehirde. Geri kalan her şeye güvenebilirdiniz. Hiç konuşmadan yürüdükleri yol bittiğinde evlerine geleceklerdi. Akasya ağaçlarının haşarı çocuklar gibi beklediği mahallelerine yalnızlık hiç yakışmıyordu. Yine bunu düşüneceklerdi her akşam olduğu gibi. Belki bir şeyler içecekler, güzel bir masa hazırlayıp baş başa güzel bir akşam geçireceklerdi. Eskilerden bir film izleyip o zamanları da hatırlayabilirlerdi pek tabi. O saatlere biraz daha vardı. Zamanı iyi kullanmalıydı. Zaman, her nefeste onlardan çalınan bir hazine değil miydi artık? Gel şu gençlerin uzanıp gökyüzünü seyrettiği alana gidelim, dedi kadın. Daha erken ne de olsa. Hemen oraya yollandılar. Ağır hareketlerle çimenlere uzanıp el ele tutuştular. Kafa kafaya verip sırasıyla anlatmaya başladılar. Kırk sene önce her şey daha farklıydı; gençtik bir kere, dünyaya başka gözlerle bakardık; aynı kalan tek şey ise yine aşk baksana. Ben cezaevinde senden gelen mektupları günde en az on defa okurdum. Okudukça daha mutlu olurdum. Şanslıyım ki koğuşumuzda sadece bana mektup gelirdi; çünkü bana gelenler aşk mektubuydu. Yönetim siyasi olaylardan dolayı mektupları tek tek inceler arkadaşlarıma gelen mektuplar şifreli diye, propaganda diye geri çevrilir ya da yakılırdı. Sadece senin mektuplarından şüphe duymazlardı. Ne zaman ki ben artık seni sevemiyorum, dedim, işte o zaman aramızdaki şifreli yazışmayı anladılar. Hatırlar mısın, dedi kadın, bir kerecik görüştürmüşlerdi bizi, sana bir arkadaşın mesaj verecek ve üniversitedeki işinden olmaman için partideki üyelik kaydını tanıdık bir görevliye o dosyalar açıldığında sildirecektik. Sen de o zamanı bana tam olarak bildirmek için gizli mesaj verecektin. Şifremizi, seni sevemiyorum artık olarak belirlemiştik. Sanki başka sözcük bulamadık. Böylece sen bana mesaj vermiş olacaktın. Güya… Devamlı aşk mektubu okuyan deneyimli cezaevi gardiyanı da senin bu tuhaf mektubundan sonra sana gelen mektupları yakmıştı. Hatırlamaz olur muyum o günleri yahu. Ne dehşet günlerdi öyle! Mektupsuz kaldık; ama aşksız asla! Ellerini sımsıkı tutup gülüştüler birlikte. Akşam artık iyice üşütmeye başlıyordu. Her evlilik yıldönümlerinde oynadıkları bu hoş ve kederli oyunu bu sefer bir gökyüzü tavernasında sonlandırıyorlardı. Yıldızlar, parça parça gri bulutlar, samimi bir mavi renk, uysal dalgaların fısıltısı, terleyen avuçlarında biriktirdikleri aşk; çimen masalarda ise gençliklerinin o parıltılı tavernalarından kalma genç âşıklar. 23 Eki. 09
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

 bülbül genç [ 08 Ocak 2010, 14:45 ]
yüreğine sağlık fatih kardeşim.yazıların bizleri banbaşka duygulara sürüklüyor.yüreğine sağlık sevgiyle kal.
 Uğur Bilgi [ 26 Aralık 2009, 03:21 ]
Güzel Fatih'im kardeşim,demek ki aralık uzun olmayacakmış:) öperim gözlerinden,sen hep yaz durmaksızın yaz...

 Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

YAZARLARIMIZ

 Uğur BİLGİ Uğur BİLGİ
Karaman ( Halil Kodalak ) Ağanın Önemi
 Fatma Arık PAMPAL Fatma Arık PAMPAL
Bir Huzur Şehri, GİRESUN
 Ş.Can Genç Ş.Can Genç
Canlı Hayvan Katliamı
 Güzide U. Tekeş Güzide U. Tekeş
Engel Düşüncelerdedir !
 Fatih Kırtorun Fatih Kırtorun
Gökyüzü Tavernası
 Bülbül Genç Bülbül Genç
Benim Memleketim
 Salih Hacıömeroğlu Salih Hacıömeroğlu
Çam Sakızı Çoban Armağaını


GALERİ






ANKET

Sitemizi Nasıl Buldunuz?






Tüm Anketler



Tüm hakları Saklıdır.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi