| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Ziyaretçi Defteri | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER![]() HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
![]() Bir Huzur Şehri, GİRESUN
Bir Huzur Şehri, GİRESUN
Şu günlerde koskoca bir yılın yorgunluğunu atmak, dinlenmek için tatil planları yapıyoruz.Eğer sizde beden kadar ruhunda ‘‘ huzur bulmasında fayda var ’’ diyenlerdenseniz haydin Karadeniz'e. Hepimiz kartpostallara taş çıkaran devasa karelerin resimlerini televizyon veya gazetelerden ya duymuş ya da görmüşüzdür. Ve Karadeniz’in nasıl dillere destan ,gönüllere sultan oluşunu biliriz. El değmemiş güzellikleri bağrında barındıran illeri Sinop, Samsun, Fatsa, Ünye, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin sanki bölgenin gerdanına pelikan bir sevdayla sıra sıra dizilmiş inci gibidir. O incilerin tam ortasında mavi bir nazar boncuğu vardır ki ışıltısı hiç kaybolmaz. Tılsımı ben gibi hasret çeken yüreklerde her geçen gün artar.Sağında ve solundaki illerde nasibini O’nun cevherinden alır. Giresun sınırları içine girdiğinizde size yol boyunca masmavi denizin tam ortasındaki ‘‘Giresun Adası ’’ rehberlik eder.Sağ başta ki Giresun Kalesi ‘‘Hoş Geldiniz ’’ edası ile göz kırpar gülümser. Kollarını bağrına basmak istercesine açar size. Başınızı O’nun omuzlarına yasladığınızda bakışlarınızı açık- kapalı yeşilin gözbebeğinde ki fosforundan alamazsınız.Mercan mavisi ulviliklerin gizine kapılıp gidersiniz.Lal olan hasretin ağzı açılır,dilli bülbülleşir.Ruhunuzun yerinden çıkıp ayaklarınızın yere basmadığını hissediyorsanız bilin ki '' gel hele bir gör hele'' diye diye yollara düşülen Görele (m) desiniz.İşte benim doğup büyüdüğüm unutulmaz anıları yılların sırtına vurup beslediğim, yaşam dehlizinde ömrüme buseler saçan sevgililer sevgilisi diyardır Görele. Hayat yolunda yılların saçları uzadıkça vuslatıma kakül olur mazi.Ufaktan nostalji özlemine doğru yelken açarım.Yüreğim çocukluğumun elmalı şeker tadındaki aynalarına yapışır.İçime çektiğim hava göğsümde daha bir kabarır.Aldığım her derin nefeste kalp atışlarım ritmini şaşırır.Düşünürüm yaşanmış ,yaşanmamışlıkları.Ve o ‘‘an’’ ları zamana döktüğümde dil susar ,kelimeler tükenip soru işaretleri çoğaldıkça nokta sonsuzlaşır.Rengin önemi kalmaz .O olmadan yaşanacakların boyun büküş hissi şuracığımı acıtır, kanatır.Derken hasret nöbetlerinden şu dizeler dökülür ; Geceye eşlik ederken hasret şarkılarının nakaratı Sessiz ve zamansız vurulan kuşlarım gelir aklıma Çığlık çığlık efkar tüter lal yüreğimden İçimde kalan bir uhde, Kurdeşen döker yalnızlığıma Hicran makamında yarım kalan türküleri mırıldanırken Boğazıma düğümlenir yavan düşler Dermanı kesildikçe sol yanımın Yavaş yavaş felç iner hayallerime Yanaklarımdan süzülürken özlem Üstü kapatılmış kireç kuyusudur içimdeki nil Sine taşarda sızmaz dışarı. .................................. ( Fatma Arık Pampal ) Derin bir soluk alıp Görele’nin içinden devam ederken yola yosun kokulu denizin büyüleyen ihtişamını çekin içinize ki yüzünüze renk gelsin.Kurumaya dönük kökleriniz Ab-ı hayat bulsun. Bu arada acıktığınızı hissedecek gibi olursunuz. Kalbe giden yol mideden geçer diyenlerdenseniz buyrun, Halil İbrahim bereketiyle taçlanan Kumyalı mahallesi Sahil caddesindeki '' Aspava Ocakbaşı Köfte Salonu'' soframıza .Kesinlikle lezzetin durağı burası olmalı.Neden mi ? tamamen yörenin bin bir çeşit şifalı otlarıyla doğal ortamda beslenen ineklerin etleri bir gün dolapta bekletildikten sonra köfte olarak pişirilip ikrama hazır olur.Yağsız katkısız ve hijyenik ortamda hazırlanan mezeler tadın lezzetinden anlayan damaklarda etiketlenir.Ve unutulmazlar arasında patentlenir. Aspava Ocakbaşı’ndan içeri girer girmez daha kapıda karşılar sizi gönlü yüzüne yansımış tatlı dilli insanlar.Masaya oturduğunuzda siparişler hazırlana dursun ,ortaya buz gibi bir sürahi ayran gelir.İçtikçe kanamaz serinleticiliği ile yorgunluğunuzu unutuverirsiniz.Masa donatılırken gözede mideye de hitap eder.İncecik kıyılmış soğanlara hafiften serpiştirilen tuz asidini azaltırken vücudun zehrini de öldürür.Izgara köftelerin yanında sunulan soğanla yeşil biber olmazsa olmazlardandır.Sonrasında piyazzz....Evet piyaz bölgemize has baharatların karışımıyla Aspava Ocakbaşı’nda adeta salata olmaktan çıkmış nefis doyurucu bir yemek halini almıştır.Ne kadar yerseniz yeyin gram yağ olmadığı için ne midede şişlik ne de bedende ağırlık yapar. Yemeğin üzerine muhabbet tadında ki veda çaylarınızı içerken huzur ve mutlulukla geçen saatlerin ikram keyfi şükür ile samimiyet kazanır. Meşhur Görele dondurması, Görele pidesi, fındıklı kesme pastası, koz helvası, fındığı, çayı, halis nar kırmızısı mısır ekmeği, lahana çorbası-sarması, fasülye turşusu-kavurması, pekmezi, balı, envai çeşit balığı, hamsisi, dutu, pestili, taflanı, kivisi ve kirazın anayurdu ile damaklara hitap eder. Bu lezzetlerin tadını asla başka hiçbir yerde bulamazsınız. Havasından,suyundan, toprağından doğal multivitamin ve mineralleri bütün bir yıl yetecek şekilde de hücrelerinize depolarsınız. El ele tutuşan Giresun ilçeleri; Bulancak, Keşap ,Şebinkarahisar, Alucra, Dereli, Espiye,Tirebolu, Görele,Çavuşlu, Eynesil sevinçlerini beraber yaşar ,sıkıntılarını da hep beraber aşarlar.Görele’den Çavuşlu’ya doğru yol alıp ilerledikçe Aralık mahallenin ihtişamı büyüler sizi.Sabah buz mavisiyle yıkanan gözleriniz daha sonra yeşil gelinliği tepeden tırnağa giydirir gönlünüze. Bayram sevinciyle ayak bastığınız topraklar sıkıntı ve stresi unutmak istercesine mıknatıs gibi çeker sizi.Saçları yüreğimin tokasıyla bağlı ruh ikizim Aralık köyü atamın mirası, babamın mekanıdır.Kimbilir, bu topraklardan ne hayatlar, nice canlar gelip geçti? Yaşanmış ve yaşanmamışlıklarıyla ,dile gelmiş ya da gelmemiş sözcüklerin sükuta tekabül olduğu vakitteyseniz hislenir derin düşüncelere dalar, göz yaşlarınızın okyanusları taşırdığına şahit olursunuz.Hüzün sağanağı altında hasretin o ince sızısı özünüzü kaplar.Savruk düşüncelerin esiri olur ,zikrinizde zamanı durdurursunuz . Saf oksijen banyosu yapmak ,dinlenmek istiyorsanız eğer yavaş yavaş yaylalarımıza doğru çıkalım.Yol kenarlarında size Dur !.. dercesine el eden üç beş çocuk görürseniz, şaşırmayın.Güneş yanığı yanakları demet demet gamzeleşen pırlanta gibi çocuklar!.. Onların hayalleri,umutları gerçeklerle yarışır.Bağdan bahçeden topladıkları meyve ve sebzeleri bizlere satıp okul ihtiyaçlarını giderme derdindedirler. Yıldız yıldız parlayan gözleri ele verir hislerini.Heyecan ve sevincini gözlerinde ki ışıltıdan anlarsınız.Sıcaktan bunalanlara klima gibi üfler Bad-ı Saba rüzgarı yamaçlardaki çimenlikler, billur gibi akan sular,derelerin şırıltısı ,binbir çeşit çiçekler, rengarenk kelebekler ,huzur kuşunun kanadında bambaşka alemlere tribülanssız uçurur sizi.Yeşilin maviyle kucaklaştığı sonsuz güzelliklere şahit oldukça gözlerinize inanamaz efsununa kapılıverirsiniz. Allah tüm şahikaları bun topraklara nasip etmiş sanki !.. Sahil kenarında sıcaktan yanarken zirveye tırmandığınızda ( yaylalara çıktıkça ) üşüdüğünüzü hissedersiniz. Bırakmam,haydi gelmişken birkaç gün misafir edelim sizi .Gelin Ağustos’un o kavurucu sıcağında bile halâ erimemiş olan dağlar arasında öbekleşmiş beyazlıklarla kardam adam yapıp kartopu oynayalım. Çok değil elli yüz metre ileride bulutların ayaklarınıza kadar indiğini oluşan sisle pamuk tarlalarının arasında saklambaç oynadığınız hayal değil gerçeğin ta kendisidir.Bırakın çocuk ruhunuz özgürce dans etsin köpükten çiçek açan mistik duygularla. Kalp atışı ve kan dolaşımınız arttıkça tabiata hayranlıkla bakakalır ,Hamd-ü Sena'yı sonsuz tefekkürle zikredersiniz. Güneş yavaş yavaş veda ederken güne çam ağaçlarına vuran şavkın, turunç bahçelerini andıran kızıl güzelliğin görkemi unutulmazlar arasında zihninizin videosuna kaydedilir.Ateş böceklerinin arasında cırcır böceklerinin konserine davetsiz katılır, kemençenin o incecik ezgisi ruhunuzu okşadıkça ferahlık makamında besteleri çoğaltırsınız.Kararan havayla birlikte günün yakıp kavuran sıcaklığından eser kalmaz.Üşüdüğünüzü hissetmeye başladığınızda çam ağaçlarının özünden yapılmış etrafa mis kokular yayan çıra ile tutuşturun kuzineyi. Deliksiz bir uyku çekmek için sarılın yün yorganlarınıza ki alışık olmadığınız dört mevsim ikliminin cereyanı hasta etmesin sizi.Şafak vakti, sabah güneşi usul usul odanızda ki pencereden içeri süzülürken, günaydın!.. '' hadi kalk artık '' diyen saatin alarmını on kez ertelememenizin kanıtıdır uyku mahmurluluğunu üzerinizden atıp güne zinde başlamanız. Veda saatleri yaklaştıkça ayaklarınız ( bırakma beni dercesine ) ileri geri sendeler. Ve artık yaprağına çiğ düşmüş damlaların muhteşem görselliği yarınlarınızda ki gurbet akşamlarına yelpaze olacaktır. İşte Türkiye'nin oksijen deposu, yeryüzü cenneti olan şirin Giresun' umuzun zengin terihi, kültürel mirası ile doğal güzelliklerini yöresel yemeklerle tadlandıracak keyifli bir gezintiye davet ediyorum sizi.Sizde yürekten istiyorsanız buyrun, Karadeniz' in incisi Giresun'a ... Sevgi ve Saygılarımla Fatma Arık Pampal
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 8 yorum yazılmıştır. Güzel bir yazı.Tam da tatilden dönüşte bu yazı beni tekrar oralara götürdü.Diğer yazılarını bekliyorum.Hani yemek yapan hanımların ellerine sağlık denirya .bende aynısını diyorum :) güzel bir yemek gibi olmuş yazın ellerine sağlık yenge
fatmacığım ne güzel şeyler yazmışsın.sanki yazının içine girdimde gezdim,gördüm,o havayı soludum.tasvirleri okurken biraz da özlem olsa gerek gözlerim yaşardı.eline,yüreğine,diline sağlık.kaleminin mürekkebi hiç bitmesin .başarılar
çok güzel anlatım teşekkürler...
|
YAZARLARIMIZ
![]() GALERİ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Tüm hakları Saklıdır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||